Şaşkınlıkla izliyoruz…

Aylardır camiamızın önde gelen kurumları, öne çıkan kişileri, birbirlerine ağır ithamlar yöneltiyor. Tehditler, hakaretler, nefret yüklü video mesajlar, izinsiz ele geçirilip yayımlanan mektuplar, ardı kesilmeyen ifşalar havalarda uçuşuyor. Bir pinpon maçı misali top bir o yana bir bu yana gidip geliyor.

Ne acıdır ki, mektebimizi ve seçkin topluluğumuzu yakından ilgilendiren birçok haberi bu atışma ile öğrenir olduk. Meğer ne çok şeyi bilmiyormuşuz ne çok şey tozlu raflarda saklıymış… Camiamıza ait Kabataşlılar Evi’nin elimizden alındığını, camiamızı temsilen yeni bir derneğin yapılanmakta olduğunu, “Kabataş Üniversitesi” kurmak için çıkılan yolun, Kabataş adını taşıyan bir özel okullar silsilesi kurulmasıyla sonuçlandığını, KELEV’in mütevelli çoğunluğunun yavaş yavaş Kabataşlı olmayan mirasçılara kalmakta olduğunu öğreniyoruz.

Bu karşılıklı salvolar gerçekte Kabataş’ın sessiz çoğunluğu tarafından ibretlik bir suskunlukla izleniyor. Gelişmeler karşısında basitçe bir taraf olmaya çağırılan, ancak ihtiyaç duyulduğunda hatırlanan, hiçbir açıklama yapma ve ortaya kanıt getirme zahmetine katlanmadan ya benimsin ya kara toprağın denilen işte isyan halindeki bu sessiz çoğunluk. Ama sanılmasın ki hiçbir şeyin farkında değiller, ne tür bir kavga veriliyor bilinmiyor…

Kırmızı-Siyah, bu sessiz çoğunluğun ve Kabataş’ın tarafında. Kabataş için atılan her adıma misliyle karşılık vermeye de hazır.  Ama Kabataş’a yakışır bir şekilde!

  • Demokrasi, şeffaflık, nezaket ve yapıcılık beklemek artık bizim hakkımız.
  • Kabataş kurumları arasında bir eş güdüm ve iş birliği hayal etmek, bizim hakkımız.
  • Binalarımızın tarihsel kimliklerine uygun şekilde ve bir an önce restore edilmesini beklemek, ebedi yuvamız ile ilgili söylentilere kesin bir şekilde son verilmesini istemek, bizim hakkımız.
  • Karma sisteme geçse de ismi değiştirilmeyen okulumuzun adının önünde neden semt ismi yazdığını bilmek hakkımız.
  • Kabataş arşivlerinin dijitalleştirilmesini, yangına karşı korunmasını, tasnif edilip geleceğe güvenle aktarılmasını beklemek, bizim hakkımız.
  • KELEV yöneticilerinin vakıf mütevellileri ile ilgili kaygıları yatıştırıcı bir çözüm üreterek Kabataşlı kardeşleriyle paylaşmasını beklemek hakkımız.
  • Kabataşlılar Evi’nin, Türkiye’nin en eski cemiyetlerinden biri olan “Kabataş Erkek Lisesi Mezun ve Mensupları Derneği’nin” akıbetini öğrenmek bizim hakkımız.
  • “Proje okulu” ile gelişen olaylara neden ses çıkartılmadığını öğrenmek, bizim hakkımız.

Tekçilikten, tehditten, ben yaptım olduculuktan, laf kalabalığı yapıp hiçbir şey anlatmayan “edebî” paylaşımlardan, şaşaalı törenlerle tanıtılıp çökünce unutulan “Maket Projelerden”, üniversite beklerken karşımıza çıkartılan özel liselerden sıkıldık.

Kabataşımızın tüm kurumlarında, genç kuşaktan kardeşlerimize alan açılmasını istiyoruz. Kabataş camiasını yeniden birleştirecek ve tüm kurumları arasında iş birliğini güvence altına alacak bir yol haritası bekliyoruz. Camiamızın her bir üyesi için, örselemek ve değersizleştirmek yerine, karşılıklı güvenle beslenen bir iklim hayal ediyoruz. Kalbimiz, itaatkâr ve uyumlu olanlarla değil; yaratıcı, sorgulayan, inisiyatif almaya yatkın ve eleştirel genç Kabataşlı kuşaklarla atıyor.

İşte bu yüzden yıllardır “Başka bir Kabataş mümkün” diyoruz.

Kırmızı-Siyah